Monday, December 29, 2014

YARATICILIK VE EĞİTİM

BEYİN OYUNLARI_T.DEMİRDELEN
BÖLÜM 3
Bir atacı 60sn düşünerek, kaç şekilde kullanabileceği sorulmuş. Eğitim durumlarına göre yanıtlar:
Okul öncesi:20-25
İlkokul:10-18
Lise:8-12
Üniversite:5-10
İş hayatı:2-4

Saturday, December 27, 2014

PROTEZ HAFIZA

BEYİN OYUNLARI_T.DEMİRDELEN
BÖLÜM 2
Birinci elden deneyimlemediğimiz hafızalara protez hafıza deniyor. Bugünkü hafızamızın %20'si protez, önümüzdeki 50yıl içinde bunun %80'e kadar çıkacağı tahmin ediliyor.

İLETİŞİM ARAÇLARI VE YANLIŞ ANLAŞILMA

BEYİN OYUNLARI_T.DEMİRDELEN
BÖLÜM 2
Yanlış anlaşılma potansiyeli iletişim araçlarında, 
e-posta %80
Sms %78
Yazılı not %71
Telefon %53
Yüzyüze %37

PAZARLAMADA TUZAK ETKİSİ

BEYİN OYUNLARI_T.DEMİRDELEN
BÖLÜM 1
Sinema salonunda yapılan deneyde küçük mısır 3, büyük mısır 7 lira iken, çoğunluk küçük mısırı tercih eder. Deneye 6,5 lira olan orta mısır eklendiğinde, genelde müşteri büyük mısırı tercih eder. Beyin kıyaslayarak karar verir. 

BEYİN KARAR VERME

BEYİN OYUNLARI_T.DEMİRDELEN
BÖLÜM 1
Beynimiz bir hakim gibi değil, mükevekkilinin haklı olduğunu kanıtlamaya çalışan bir avukat gibi çalışır. Kararlarımızda hep haklıyızdır. Ortalama 3sn.de karar veririz, çoğu kez gerisi kararımızı haklı çıkarmak için bilgi toplamakla geçen zamandır. Beyin işine geldiği gibi delil toplar.

ŞARAP VE FİYATI

BEYİN OYUNLARI_T.DEMİRDELEN
BÖLÜM 1
90 ve 10'lık şarap etiketleri değiştirildiğimde, tadına bakan deneklerin hemen hepsi, fiyat etiketine paralel olarak  iyi şarap olduğunu bildiriyor.

PEPSİ PARADOKSU

BEYİN OYUNLARI_T.DEMİRDELEN
BÖLÜM 1
Pepsi ve CocaCola ambalajları gösterilmeden tattırılıyor ve katılımcılar %70 pepsiyi seçiyor. Ama şişeler gösterilerek aynı araştırma yapıldığında %70 ColaCola tercihi yapıyor.

SOYADI BENZERLİĞİ VE ÇEKİCİLİK

BEYİN OYUNLARI_T.DEMİRDELEN
BÖLÜM 1
Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre, aynı soyadına sahip insanların evlenme olasılığı 3kat daha fazla.

Friday, September 26, 2014

AMAÇ VE MUTLULUK

MUTLU İNSANLARIN 100 SIRRI
SAYFA 18
Yaşlı Amerikalılar arasında Lepper'in 1996'daki çalışmasında, bir insanın mutluluğu için en önemli öğrenin yaşantısının bir amacı olması ortaya çıkmıştır. Amaçlarını net tanımlaymayan 10 kişiden 7'si belirsizlik içinde yaşarken, amacı olan 10 kişiden 7'sinin kendisini tatmin olmuş hissettikleri ortaya çıkmıştır.

Tuesday, August 26, 2014

HAFIZA

ZİHİNSEL GÜCÜ KULLANMA_M.BALIKÇIOĞLU
SAYFA 51
Bilginin %80'i, 24 saat içerisinde unutulur. Hafızada bilgileri sabitlemek için, bir saatlik bir öğrenme, 10dk sonra 10dk, 1gün sonra 2-4dk, 1hafta sonra 2dk, 1ay sonra, 6ay sonra tekrarlamak gerekir.

Sunday, July 6, 2014

ERGENLİK VE PREFRONTAL KORTEKS

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 187
İnsanda prefrontal korteksin yirmili yaşların başlarına kadar tümüyle gelişmemesi, dürtüsel ergen davranışının altında yatan temel nedendir. Alın lobu, toplumsallaşma ve ilkel dürtülerimizi bastırmak için uygun devreleri geliştirir.

BEYNİN AŞAMALARI

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 112
1950'lerde Paul MaxLean beyni, evrimsel gelişmenin ardışık üç katmandan oluştuğunu öne sürdü, 1.sürüngen beyin-sağkalma ile ilgili, 2.limbik sistem-duygularla ilgili ve 3.neokorteks-üst düzey düşünmeyle ilgili. 

VAZOPRESİN VE BAĞLILIK

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 99
Vazopresin, tek eşliliği kilit altına alan bir hormondur. Genetik tekniklerle, çokeşli türler tek eşli davranış gösterebilmektedir. Erkeklerde de Rs3 334 geninde, vezopresin reseptörü bulundu. Hiç olmayabiliyor, tek kopya veya çift kopya olabiliyor. Kopya sayısı arttıkça beyindeki vazopresin etkileri azalıyor. kopya fazla olanlar, eşlerine daha az bağlı oluyorlar, boşanma eğilimleri fazla oluyordu. 

DOĞURGANLIK VE ÇEKİCİLİK

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 96
Striptizcilerle yapılan bir çalışmada, kadınlar doğurgan günlerinde 68$, kanama günlerinde 35$, normal günlerde 52$ kazanıyorlardı. Doğumkontrol hapı kullanan kadınların 35$'da kaldığı gözlenmişti.

AZ BİLGİNİN GÜZEL OLARAK YORUMLANMASI

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 94
İnsanlar geçici ve az bilgiye dayanarak, karşı cinsi daha güzel görme eğilimindedir. Yanıt, üremenin taleplerindedir. Eğer bir anlığına gördüğünüz gerçekte güzel değilse de bu mekanizma hatayı düzeltmek için ikinci bir şans verir. Mekanizma tersten olsaydı, az bilgiden dolayı aslında çekici birini kaybedilebilirdi.

İÇGÜDÜ KÖRLÜĞÜ

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 89
Hız ve enerji verimliliği sağlayan içgüdülerimiz, davranışların asıl motorlarıdır. Bunlar yaşamsal önemde oldukları için, bilinçli müdahelenin bu programlara katkısı olmayacaktır. Cosmides ve Tobby buna "içgüdü körlüğü" adını verir.

SİNESTEZİ

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 80
Sinestezi, belirli bir duyunun uyarılmasının, olağanın dışında başka duyuları da tetiklemesidir, duyusal algıların birleşmesidir. Nüfusun %1'inde görülür. Renkler işitilebilir, biçimler tat kazanır, ses görülebilir gibi. 

ÖRTÜLÜ BENLİKÇİLİK

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 62
2004'de 10000'den fazla kişiyle yapılan araştırmada, isimleri aynı harfle başlayanların sayısı daha fazladır. "Örtülü Benlikçilik" (implicit egotism) denen bu olgu, insanların kendi yansımalarını başkalarında bulmayı sevmesidir. İnsanlar, aşina gelen şeyler karşısında rahatlık hisseder. Bir başka deneyde iki farklı çay markasından hangisini tercih ettikleri sorulduğunda, çay aynı demlikten olmasına rağmen, kendi isimlerinin başharfiyle başlayan tercih edilmiştir. Yine başka bir çalışmada Rasputin'in hayatı hakkında bir yazı verilmiş ve değerlendirmeleri istenmişti, doğum tarihi hariç tüm yazı aynıydı. Aynı gün doğanlar daha olumlulardı. Meslek seçimleri bile bundan etkilenir, Denis isimliler dişhekimi, Lawrence olanlar avukat, George olanların yerbilimci olma olasıkları daha yüksek bulundu. 

BEYNİN ZAMAN KURGUSU

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 52
Zaman algısı bir kurgudur. Algı dünyası gerçek dünyanın gerisinde kalır, ancak beyin bunları bize aynı zamanlıymış gibi sunar. Örneğin gözlerinizi sağa sola hareket ettirdiğinizde ayna bunu farkedemezsiniz, aradaki süre yokololmuş gibidir. 

SİNİR SİSTEMİNDE İÇ MODEL

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 49
1959'da MacKay'ın varsayımına göre, birincil görme korteksi, retinadan akan verilerle ilgili beklenti oluşturmasını sağlayan bir iç model kurar, bu öngörüleri talamus'a gönderir, korteks sadece varsa farkı kortekse rapor eder. Yani daha önce beklentisi kurulmayan bilgiyi geri sorar. Anatomik olarak da arada sinir sayısı 10 kat farklı olduğundan bu varsayım tutarlıdır. Çevrenin farkına, ancak duyusal girdilerle beklentiler çeliştiği zaman varılır. Bisiklete binmek için de en başka çok çalışmak gerekirken, duyusal beklentilerle motor eylemler kusursuz işleyince aktivite artık bilinç gerektirmez.

SİNİR SİSTEMİNİN İÇSEL OLMASI

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 45
İçsel veriler, duyusal dış verilerce üretilmez, sadece ayarlamada kullanılır. Bacaklarında duyu sinirleri kesilen bir kedi koşu bandında yürümeye devam edebilir. Beynin büyük sırrı, bütün merkezi sinir sisteminin bu şekilde çalışıyor olmasıdır. Uyanıkla uyku arasındaki fark, gözlerin algıyı sabitlemesidir.

RENK VE DÖRDÜNCÜ FOTORESEPTÖR

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 44
Kadınların %15'i fazladan dördüncü bir renk fotoreseptörü taşır. Bu sayede, çoğumuz için aynı görünen renkleri onlar için alenen farklı olabilir.

BEYİNLE GÖRMEK, PLASTİSİTE

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 40
Paul Bach-y-Rita, 1960'larda yaptığı düzenekte, alna yerleştirilen video kameradaki video bilgisini, sırtta yeralan titreştiricilerin olduğu dizgiye girdi olarak verdi, ve yaklaşık bir hafta sonra denekler yönlerini bulmakta oldukça başarılı oldular. İlginç olanı da, dokunsal girdiler algılandıktan sonra, dolaysız olarak görmeye başladılar. Beynin bu esnekliğine "plastisite" adı veriliyor. 13 yaşında kör olan Eric Weinhenmayer, 600 ufacık elektrot içeren Brainport olarak küçük bir levha ile Everest dağına tırmandı.

GÖRMENİN ÖĞRENİLMESİ

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 38
Görmek engelli Mike May kırküç yıl sonra cerrahi bir müdehele ile gözlerşne kavuştu, ama ilginç olanı gözler çalışıyor ama görme gerçekleşmiyordu. Beyin, böylesine bir girdi bombardımanına karşı ne yapacağını bilmiyordu. Bunun nedeni, beynin görmeyi, nesnelerle duyuları eşleştirmeyi öğrenmek zorunda oluşudur.

ALGIDA BİLİNÇSİZ ÇIKARSAMA

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 34
Algılamada önceki algılar, deneyimler olası açıklamaya bizi yöneltir. hermholtz, görmeyle ilgili bu kavrama, "bilinçsiz çıkarsama" (unconcious inference) adını verir. Dünyaya ilişkin istatistikleri toplayıp kestirimlerde bulunan hızlı ve otomatik bir düzenektir bu ve bilincin bu düzeneğe hiçbir erişimi yoktur.

KÖR NOKTA

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 32
Retina gözün arkasında, fotoreseptör denilen ve görmemizi sağlayan hücrelerden oluşur. Retinada oldukça büyük bir yama vardır, işin ilginç kısmı görüşte bir boşluk olmaz. Bunu 1668'de Fransız matematikçi Edme Mariotte farketmiştir. Beyin, kör noktadaki bilgiyi kendisi tamamlanamaktadır, çevredeki fonu alıp, boşluğu onunla doldurmuştur.

GÖRME VE ODAKLANMA

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 22
Görme eylemi bize oldukça doğal gelir ancak beynin 1/3'ü bu aktiveye ayrılmıştır. Görüş alanı çevresinde çözünürlük oldukça bulanıktır ama biz bunları da net gördüğümüz yanılgısına kapılmışızdır. Bunun nedeni, yönlendirdiğimiz her bölgeye birdenbire odaklanabiliyor oluşumuzdur.

BİLİNCE GAZETE BENZETMESİ

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 6
Bilinç, bir ülkede neler olup bittiğini anlatan bir gazeteye benzer.  Ülke, çalışmaktadır,  sistem kendiliğinden işlemektedir. Heran ne olup bittiğini bilmemiz imkansızdır. Her olup biten değil, sadece bilmeniz gerekenleri özetleri gösteren bir gazetedir bilinç. Zihinsel manşeti okuduğunuzda eylem çoktan gerçekleşmiş, pazarlık tamamlanmıştır, sahne arkasına erişiminiz de son derece kısıtlıdır. Aslında bilincin işe karışmaması daha iyidir, kavrayamayacağından işlerin verimş düşecektir. Bilinçli beyin, beyin etkinliklerinin merkezinde değil, kıyıda köşede bir yerlerdedir.

ÇEKİCİLİK VE GÖZBEBEĞİ

INCOGNITO_D.EAGLEMAN
SAYFA 4
Erkeklerden kendilerine gösterilen kadın fotoğraflarından hangisini çekici buldukları soruldu. Katılımcılar tutarlı bir şekilde bilinçli olarak farkında olmaksızın, gözbebekleri büyümüş kadın fotoğraflarını seçtiler. Kadının gözbebeklerinin diğerlerinden 2mm büyük olduğunu bilinçli olarak fark eden çıkmamıştı.

Monday, June 30, 2014

YAŞLANMAYA KARŞI DÜŞÜNCELİLİK

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 177
Düşüncelilik, dikkat ve yeni beceriler öğrenmek, yaşamın hem süresini hem de kalitesini artırıyor. Beynin yeni nöronlar üretebildiğine dair kanıtlar vardır. Öğrenme çabası, öğrenmenin kendisinden daha değerlidir.

AŞKIN SAÇMALIĞI

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 158
Aşıklar daha az verip, daha fazlasını bekliyor. Tüm meselenin doğru kişiyi bulmak olduğu düşünülüyor. Böylece kabahat karşıdakine yükleniyor. Karşılıklı bağımlılık ve teslimiyet, başlarda özgürlüğün yüklerinden bizi kurtardığı için canlandırıcıdır. Ancak teslimiyet kişiyi yokettiği için, aşkı imkansız kılar. Aşkta insan, gerçekle ilgisi olmayan bir fantezi yaratır ve buna sevdalanır. Romantik aşkta yüksek dopamin ve alçak serotonin salgılanır, yani uyuşturucunun yapısına benzer. Bağımlılık direnci aşıldığında da karasevda 1-1.5 yıl içerisinde biter. Bağlanma da ise kadınlarda oksitosin, erkeklerde vasopressin ilgisi gözlenmiştir. Hiç kimseyle yaşamak kolay değildir. Sevgi, mutluluk gibi zaman ve sabır isteyen bir projedir. Gerekli olan da özerklik ve kopuştur. Eşin gelişimi bir yenilenme kaynağıdır, tehdit değil. Hor görme, saygının kaybolması da en tehlikeli eritici asit etkisi yapar.

HERZBERG HİJYEN VE MOTİVASYON FAKTÖRLERİ

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 146
Fred Herzberg, iş motivasyonu üzerinde çalışırken faktörleri ikiye ayırır. hijyen faktörleri (maaş, çalışma koşulları) ve motivasyon faktörleri (işin kendisinin zorluk ve kontrolü). Hijyen faktörleri, sadece tatminsizliğe yol açar. Düşük maaş motivasyonu azaltır ama maddi teşvikler çalışmayı artırmaz. İşte tatmin için, kişisel sorumluluk ve zorluk gerekir. 

HOBİLERİN TATMİN SEVİYESİ

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 131
Ergenler üzerindeki araştırmaya göre, dikkat ve zahmet gerektirmeyen işleri yapan, yani televizyon izleyip alışveriş merkezlerine takılan gençler, tüm tatmin ölçümlerinde en düşük seviyelerde kalırken, sıkı ders çalışan ve spor yapanlar üst tatmin seviyelerindelerdi. Bir diğer araştırmaya göre de hobi ne kadar pahalı, karmaşık ise zevk daha az oluyordu. Bedenin kendi donanımıyla yaptığı dans, yürüyüş her türli hobiden daha tatmin ediciydi.

AŞKINLIĞIN GÜCÜ

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 130
Meditasyon, odaklanma ve dikkatten sorumlu prefrontal kortekste faaliyeti artırmakta ve sol beyindeki faaliyeti azaltmaktadır. Akış, yüksek seviyede beceri gerektiren zorlu faaliyetlerde uzun süre odaklaşmayla erişilen tatmin edici güçlü bir zihin durumudur, sporlar, dağcılık, müzik aleti çalmak, sanat eseri yapmak gibi pekçok faaliyette ortaya çıkabilir. Beceri önce zahmetli ve yavaş öğrenilmelidir. Beceri otomatikleştiğinde benliği zamanı ve uzamı kapsayıveren son derece güçlü içine gömülmüş bir emilim gerçekleşebilir. Benlik bu arada çözülür gider. Akış, Zen Budizmindeki gibi yoğun bir dikkatin sonucudur. Bu yüksek akışın hazzı o kadar yüksektir ki, pasif eğlencenin hazzı azaltır, benzer tatmini başka faaliyetlerden almayı körükler. 

Sunday, June 29, 2014

HAK ETME HASTALIĞI

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 73
Sorumluluğu reddetmeye paralel olarak herkesin hak etme iddiaları var. Herkes tatil, yüksek gelir, yüksek notlar, terfi, takdir bekliyor. Başarısızlık modası geçmiş bir kavram. Bunun ekonomideki karşılığı da borçlanma, eskiden nahoş bir gereklilik olan borçlanma, şimdi hakedilen yaşamı edinme yolunda iyi birşey. 

SORUMLULUK VE DETERMİNİZM

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 67
Sorumluluk, kendi seçimlerimizi kendimizin tayin edebileceği görüşü, determinizmin kutsal üçlüsü tarafından baltalanmaktadır. Bunlar, genetik (davranış genler tarafından belirlenir), evrimsel psikoloji (davranış evrim görmüş hayat mekanizmalarınca belirlenir), sinirbilim (davranış, fiziksel bağlantılı beyin parçalarınca belirlenir)

DSM'DE TANIMLANAN BOZUKLUKLAR

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 65
Akli Bozukluklarla ilgili tanı ve istatistikler Kılavuzu DSM de dört cilt tanı bulunmaktadır. Örneğin bunlardan biri, haklara aldırmama ve hakları ihlale yönelik yaygın davranış şablonudur olarak tanımlanan Antisosyal kişilik bozukluğudur. Bu bildiğimiz bencilliktir. Bu sayede sorumluluk, bozukluğa bağlanmış olmaktadır. Buna bağlı olarak bildiğimiz kusurlar, bozukluk olarak tanımlanmakta ve hemen ilaç devleri tarafından ilaca yönlendirilmektedir. Yıllardır utangaçlık diye bilinen huy, artık toplumsal kaygı bozukluğu adını alır ve zoloft ile çözümlenir. Kimse böylece kabahatini kabullenmemiş oluyor.

ARAYIŞ EFSANELERİNİN ORTAK NOKTASI

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 61
Joseph Campbell, arayış efsanelerinin her çağda olduğunu ve temel yanın ortak olduğunu gösterir. Bu anlatıların hepsinde, kahramanın tanıdığı çevresini terk edip tehlikeli bilinmeze doğru yola çıkmasını sağlayan bir macera çağrısıyla başlar. Kahraman, yolculuk boyunca bir dizi sınavdan geçer. Altın post, prenses aşk, kutsal su/alev/iksir türünden sihirli bir ödül kazanır. Sonunda krallığını kurtarmak üzere geri döner. Oz Büyücüsünde de, Gılgamışda da, Budada da, İsa'da da hikaye aynıdır. Campbell bu anlatıların aslında elzem bir iç yolculuğu simgelediğini öne sürer. Onca belirsizlik ve tehlikeden sonra kazanılan ödül bilgidir.

MÜCADELE VE MUTLULUK

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 55
Psikolog Daniel Nettle, mücadelenin kendisinin anlam olduğunu söyler, insan zihnindeki mutluluk programının amacı insani mutluluğu artırmaya yönelik değil, çabalamaya devam etmemize yöneliktir. İnsan mücedele için yaratılmıştır.

ASİMETRİK DUYGULAR

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 52
Duygular asimetriktir. Olumsuz duygular, olumlu duygulardan daha güçlü ve uzun süre kalıcı olma eğilimdedir. Olumlu duygular, kısacık bir aydınlatma yaratırken, olumsuz duygular tüm benliğe yayıyan emperyalist güçler gibidir.

GÜMÜŞ VE BRONZ MADALYA ALANLARIN MUTLULUĞU

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 51
Olimpiyatlarda derece alanlar arasında yapılan araştırmaya göre, bronz madalya alanlar, gümüş alanlardan daha mutludur. Bronz kazanan, kendisiyle podyuma dahi yaklaşamayan çoğunluk arasındaki büyük aralığın farkındayken, gümüş kazanan altının sadece bir adımcık önünde olduğunu görmektedir.

Friday, June 13, 2014

BİLİŞSEL ÇELİŞKİ KURAMI

ONURCOBAN.COM

Kuram; Bilişsel Çatışma, Bilişsel Tutarlılık ve Çelişki Kuramı, Bilişsel Uyumsuzluk Kuramı gibi isimlerle de anılmaktadır. Orijinal ismi; Cognitive Dissonance olan kuramı ortaya atan kişi; ABD’li sosyal psikolog Leon Festinger dir.

Bilişsel Çelişki Kuramına göre, insanlar davranışlarını ve düşüncelerini önceki değerlerine göre belirler. Bu değerler; inançlar, tutumlar ve gereksinimleri olabilir. Zamanla veya çevresel faktörlerle edindiğimiz tüm bu değerler kişiliğimize yön verir. Ancak asıl sorun bundan sonra başlar. Kişiler zaman içinde bu değerlerine tezat oluşturabilecek bir takım verilerle karşılaşabilirler. Bu veriler, kendi varsayımlarıyla çelişirse, bilişsel çatışma yani bilişsel çelişki oluşur. Örneğin, bir kadın âşık olduğu adamı uzaktan tanımaktadır. Kadına göre adam “mükemmeldir” Gerçektende uzaktan bakıldığında çevresi tarafından ilgiyle bahsedilen, oldukça “iyi” bir kişidir. Ancak sonradan bu adamın, aslında bir kiralık katil olduğunu öğrensin. Bu durum, algısal olarak yıkıcı bir sonuç doğuracaktır. Normal şartlarda “kiralık katil” olduğu bilinen bir kişi “kötü” kabul edilir. Zaten bu duyulduğu an, çevresi de ondan kötü bahsedecektir.
Ancak yukarıda ki örneğimizde; kadın, bir bilişsel çelişkiye düşer. Adama olan aşkı bir şekilde devam etmektedir. Ancak önceki düşünceleri ve şu anki duyguları, gerçekle uyumsuzluk gösterir. Kadın, önce bir çelişkiye düşse de, zamanla bunu atmaya başlar. Hala adamın iyi olduğunu düşünmektedir. Hatta belki eskisine göre daha iyi!!!

Festinger, bu davranışları incelerken kadının neden hala âşık olduğunu değil, neden hala adamı “iyi” olarak gördüğünü sorgular. Kötü bir kişi hala sevilebilir ancak kötü olduğu bilinen bir kişi hala iyi kabul edilebilir mi? 

Bu ve buna benzer davranışlar, gerçeklere olan karşı duruşumuzu tanımlar. Kişiler, kendi inançları için sonradan ortaya çıkan uyumsuzlukları kabul etmeme iradesini gösterebilirler. Eğer bir konuya tamamen inanıyorsak, onun yanlış olmasını istemeyiz. İşte tam bu nokta da gerçeklerle yüzleşmekten ya kaçarız, ya da ona karşı koyarız. Kurama göre, insanlar veya toplumlar inandıkları şeylere karşı gelen konulara saldırma eğilimindedir. Bunu yaparken farklı metotlar dener. Örneğin, karşı görüş hiç var olmamış gibi davranır. Yani onu duymamazlıktan gelir. Böylece uyumsuzlukla yüzleşmez ve bir nebze olsun kendini kandırmaya devam eder. Ancak bunu yaparken o kadar başarılıdır ki, bunun bir kandırma olduğunu fark etmez. Diğer bir yöntem ise, ne olursa olsun değerlerini savunmasıdır. Bunun için saldırgan bir tavır alır, karşıt görüşü sadece çürütmek istemez onu yok etme arzusu da duyar. Çünkü bu kendisine yapılmış bir saldırıdır.

Örneklerle açıklamaya çalışalım. Örneğin sigara içen bir kişi sigaranın sağlığa zararlarını bilir. Hatta bunun öldürücü boyutta olduğunu da kabul eder. Örneğin çatışmasını biraz daha artıralım. Sigara içen kişi bir doktor olsun. Bu durumda doktorun tüm bu zararları bilmemesi imkânsızdır. Peki, neden hala sigara içmektedir? Bu bilişsel çelişki kuramına göre, ihtiyaçların gerçeklere karşı göstermesi olarak açıklanır. Doktor, sigara içerken karşıt görüşü yok saymaktadır. Hatta belki bundan bahsedilmesini bile kendi bilinçaltında yasaklar. Sigara içenlerin çoğu, bu durumda hemen karşı görüş öne sürerler. (modelin karşı saldırısı) Onların verdiği örneklere göre, sigara içip de yıllarca yaşayan insanlar olmuştur. Belki bir yakınları sürekli sigara içmekte ama hasta olmamaktadır. Oldukça tanıdık gelen bu karşıt görüş saldırıları, bilişsel çatışmanın bir ürünüdür. Zamanla bu kişiler, bilimin yanıldığını sigara içmenin bir zararının olmadığını söyleyeceklerdir.

Model bir siyasi partiye de uyarlanabilir. Bir kişinin inandığı siyasi görüşü savunan partinin, yolsuzluk yaptığı ortaya çıksın. Bu kişi büyük olasılıkla, partisini değiştirmeyecektir. Peki, ama neden? Kurama göre, kişi; bu haberi görmezden gelebilir. Yani yapılan hırsızlığı önemsiz bir konuymuş gibi algılar. Oysa rakip partinin böyle bir şey yaptığı ortaya çıkarsa, ona en büyük saldırıyı aynı kişi yapacaktır. Bu kişiye neden böyle yaptığı sorulduğunda, “ama başkaları da çalıyor” diyecektir. Belki “çalsın ama iş yapsın” görüşünü savunacaktır. Hatta bu soruyu soran kişiye, “kötü niyetli olduğunu, amacının kendi partisini yok etmek olduğunu” söyleyerek, onunla tartışacaktır. İyice saldırganlaşacak ve partisi hakkında bir komplo yapıldığını düşünecektir.

Festinger’e göre, bireyler inançlarını korumak için, gelen karşı görüşleri sansür ederler. Sadece inandıkları değerleri seçerler ve onları korurlar. Eğer bu karşıt görüşler arasında seçme zorunluluğu varsa en iyisini değil, kendisiyle en uyumlusunu seçerler. Bu açıdan bireyler faydacı bir anlayış güderler.
.

Saturday, June 7, 2014

AYI OYNAMASI

HAYAT DEYİNCE TV PROGRAMI
08.06.2014
Ayılar oynaması için küçükken sıcak sacın üzerine konur, burnuna halka bağlanır kaçmasın diye ve bu sırada twf çalınır. Bu şekilde şartlanma olan ayı, ne zaman tef çalsa ayağa kalkıp ayaklarını sıcaktan korumak için kaldırıp indirir.

Thursday, May 1, 2014

KLASİK MÜZİK VE SUÇA ETKİSİ

SUBLİMİNAL A.Ş._F.BİŞKİN
SAYFA 21
2006 yılında Londra metrosunda başlayan klasik müzik yayınıyla beraber, kapkaç %33, mala zarar %37, çalışanlara saldırı %25 oranında azaldı.

BEDEN ŞİŞİRME

SUBLİMİNAL A.Ş._F.BİŞKİN
SAYFA 201
36 beden erkek pantolonları gerçek ölçüsü, HM'de37, Calvin Klein'da 38.5, GAP Dockers'da 39 geniş olarak veriliyor. Müşterinin kendini iyi hissetmesine neden olan bu yönteme reklamcılıkta beden şişirme deniyor.

REKLAMLARDA CİNSELLİĞİN VAMPİR ETKİSİ

SUBLİMİNAL A.Ş._F.BİŞKİN
SAYFA 200
Belirgin cinsel içerikli malzeme, reklamdaki diğer unsurları hatta ürünün adını bile farkedilemez hale getiriyor. 400 denekle yapılan araştırmaya göre, erkeklerde cinsel içerikli reklamda ürün hatırlanması %10, içermeyende %20. Kadınlarda aynı oran %11 ve %22. Bu etkiye reklamcılıkta vampir etkisi deniliyor.

Wednesday, April 30, 2014

GÖRSEL ALGI

SUBLİMİNAL A.Ş._F.BİÇKİN
SAYFA 85
Görsel veriler bilinçaltına en hızlı ulaşanlardır. Bir yılanı gördüğümüzde, bilinçaltı iki mili saniyede tepki verirken, bilinçli olarak onun yılan olduğunu algılamamız 500milisaniye sürer(250kat yavaş) Benzer şekilde trafikte de öndeki araç fren yaptığı anda bilince başvurmadan sürücü fren yapar.

ALGI EŞİĞİ

SUBLİMİNAL A.Ş._F.BİÇKİN
SAYFA 84
Eşik, uyaranların organizmayı etkilediği algı seviyesidir. Hissedilebilir bu eşik noktasına limen adı verilir. Bu eşiğe ulaşmayanlara subliminal denir. Örneğin, köpek ıslığı insanlar için subliminaldir.

AYAKKABI PAZARLAMA SLOGANI

SUBLİMİNAL A.Ş._F.BİÇKİN
SAYFA 49
1950'lerdeki pazarlama sloganı olarak Dichter, "Kadınlara ayakkabı değil, güzel ayaklar satın" sözlerini kullanmıştır.

Sunday, March 30, 2014

ÖLÜMÜ DÜŞÜNMENİN ETKİSİ

ntvmsnbc.com
26.04.1012
ABD Missouri Üniversitesitesindeki çalışmalara göre, ölümün birgün geleceği düşüncesi, insanların motivasyonlarını yükseltiyor ve hayata daha çok tutunuyorlar.

Thursday, January 2, 2014

TV VE BEBEK GELİŞİMİ

SÖZCÜ
02.01.2014
Fransa, 0-3 yaş arası bebeklerin televizyon izlemesini yasakladı. Sebep ise, bu yaşta beş duyusuyla saniyede 30milyon sinaps oluşturabilen bebeğin işitme ve görme harici duyularının algısını kapatması. Normal insan beyninde 100milyar hücre varken, bebek beyninde 150milyar hücre bulunuyor. Televizyon bu gelişimi engelliyor.