Monday, June 30, 2014

YAŞLANMAYA KARŞI DÜŞÜNCELİLİK

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 177
Düşüncelilik, dikkat ve yeni beceriler öğrenmek, yaşamın hem süresini hem de kalitesini artırıyor. Beynin yeni nöronlar üretebildiğine dair kanıtlar vardır. Öğrenme çabası, öğrenmenin kendisinden daha değerlidir.

AŞKIN SAÇMALIĞI

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 158
Aşıklar daha az verip, daha fazlasını bekliyor. Tüm meselenin doğru kişiyi bulmak olduğu düşünülüyor. Böylece kabahat karşıdakine yükleniyor. Karşılıklı bağımlılık ve teslimiyet, başlarda özgürlüğün yüklerinden bizi kurtardığı için canlandırıcıdır. Ancak teslimiyet kişiyi yokettiği için, aşkı imkansız kılar. Aşkta insan, gerçekle ilgisi olmayan bir fantezi yaratır ve buna sevdalanır. Romantik aşkta yüksek dopamin ve alçak serotonin salgılanır, yani uyuşturucunun yapısına benzer. Bağımlılık direnci aşıldığında da karasevda 1-1.5 yıl içerisinde biter. Bağlanma da ise kadınlarda oksitosin, erkeklerde vasopressin ilgisi gözlenmiştir. Hiç kimseyle yaşamak kolay değildir. Sevgi, mutluluk gibi zaman ve sabır isteyen bir projedir. Gerekli olan da özerklik ve kopuştur. Eşin gelişimi bir yenilenme kaynağıdır, tehdit değil. Hor görme, saygının kaybolması da en tehlikeli eritici asit etkisi yapar.

HERZBERG HİJYEN VE MOTİVASYON FAKTÖRLERİ

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 146
Fred Herzberg, iş motivasyonu üzerinde çalışırken faktörleri ikiye ayırır. hijyen faktörleri (maaş, çalışma koşulları) ve motivasyon faktörleri (işin kendisinin zorluk ve kontrolü). Hijyen faktörleri, sadece tatminsizliğe yol açar. Düşük maaş motivasyonu azaltır ama maddi teşvikler çalışmayı artırmaz. İşte tatmin için, kişisel sorumluluk ve zorluk gerekir. 

HOBİLERİN TATMİN SEVİYESİ

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 131
Ergenler üzerindeki araştırmaya göre, dikkat ve zahmet gerektirmeyen işleri yapan, yani televizyon izleyip alışveriş merkezlerine takılan gençler, tüm tatmin ölçümlerinde en düşük seviyelerde kalırken, sıkı ders çalışan ve spor yapanlar üst tatmin seviyelerindelerdi. Bir diğer araştırmaya göre de hobi ne kadar pahalı, karmaşık ise zevk daha az oluyordu. Bedenin kendi donanımıyla yaptığı dans, yürüyüş her türli hobiden daha tatmin ediciydi.

AŞKINLIĞIN GÜCÜ

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 130
Meditasyon, odaklanma ve dikkatten sorumlu prefrontal kortekste faaliyeti artırmakta ve sol beyindeki faaliyeti azaltmaktadır. Akış, yüksek seviyede beceri gerektiren zorlu faaliyetlerde uzun süre odaklaşmayla erişilen tatmin edici güçlü bir zihin durumudur, sporlar, dağcılık, müzik aleti çalmak, sanat eseri yapmak gibi pekçok faaliyette ortaya çıkabilir. Beceri önce zahmetli ve yavaş öğrenilmelidir. Beceri otomatikleştiğinde benliği zamanı ve uzamı kapsayıveren son derece güçlü içine gömülmüş bir emilim gerçekleşebilir. Benlik bu arada çözülür gider. Akış, Zen Budizmindeki gibi yoğun bir dikkatin sonucudur. Bu yüksek akışın hazzı o kadar yüksektir ki, pasif eğlencenin hazzı azaltır, benzer tatmini başka faaliyetlerden almayı körükler. 

Sunday, June 29, 2014

HAK ETME HASTALIĞI

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 73
Sorumluluğu reddetmeye paralel olarak herkesin hak etme iddiaları var. Herkes tatil, yüksek gelir, yüksek notlar, terfi, takdir bekliyor. Başarısızlık modası geçmiş bir kavram. Bunun ekonomideki karşılığı da borçlanma, eskiden nahoş bir gereklilik olan borçlanma, şimdi hakedilen yaşamı edinme yolunda iyi birşey. 

SORUMLULUK VE DETERMİNİZM

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 67
Sorumluluk, kendi seçimlerimizi kendimizin tayin edebileceği görüşü, determinizmin kutsal üçlüsü tarafından baltalanmaktadır. Bunlar, genetik (davranış genler tarafından belirlenir), evrimsel psikoloji (davranış evrim görmüş hayat mekanizmalarınca belirlenir), sinirbilim (davranış, fiziksel bağlantılı beyin parçalarınca belirlenir)

DSM'DE TANIMLANAN BOZUKLUKLAR

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 65
Akli Bozukluklarla ilgili tanı ve istatistikler Kılavuzu DSM de dört cilt tanı bulunmaktadır. Örneğin bunlardan biri, haklara aldırmama ve hakları ihlale yönelik yaygın davranış şablonudur olarak tanımlanan Antisosyal kişilik bozukluğudur. Bu bildiğimiz bencilliktir. Bu sayede sorumluluk, bozukluğa bağlanmış olmaktadır. Buna bağlı olarak bildiğimiz kusurlar, bozukluk olarak tanımlanmakta ve hemen ilaç devleri tarafından ilaca yönlendirilmektedir. Yıllardır utangaçlık diye bilinen huy, artık toplumsal kaygı bozukluğu adını alır ve zoloft ile çözümlenir. Kimse böylece kabahatini kabullenmemiş oluyor.

ARAYIŞ EFSANELERİNİN ORTAK NOKTASI

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 61
Joseph Campbell, arayış efsanelerinin her çağda olduğunu ve temel yanın ortak olduğunu gösterir. Bu anlatıların hepsinde, kahramanın tanıdığı çevresini terk edip tehlikeli bilinmeze doğru yola çıkmasını sağlayan bir macera çağrısıyla başlar. Kahraman, yolculuk boyunca bir dizi sınavdan geçer. Altın post, prenses aşk, kutsal su/alev/iksir türünden sihirli bir ödül kazanır. Sonunda krallığını kurtarmak üzere geri döner. Oz Büyücüsünde de, Gılgamışda da, Budada da, İsa'da da hikaye aynıdır. Campbell bu anlatıların aslında elzem bir iç yolculuğu simgelediğini öne sürer. Onca belirsizlik ve tehlikeden sonra kazanılan ödül bilgidir.

MÜCADELE VE MUTLULUK

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 55
Psikolog Daniel Nettle, mücadelenin kendisinin anlam olduğunu söyler, insan zihnindeki mutluluk programının amacı insani mutluluğu artırmaya yönelik değil, çabalamaya devam etmemize yöneliktir. İnsan mücedele için yaratılmıştır.

ASİMETRİK DUYGULAR

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 52
Duygular asimetriktir. Olumsuz duygular, olumlu duygulardan daha güçlü ve uzun süre kalıcı olma eğilimdedir. Olumlu duygular, kısacık bir aydınlatma yaratırken, olumsuz duygular tüm benliğe yayıyan emperyalist güçler gibidir.

GÜMÜŞ VE BRONZ MADALYA ALANLARIN MUTLULUĞU

SAÇMALIKLAR ÇAĞI_M.FOLEY
SAYFA 51
Olimpiyatlarda derece alanlar arasında yapılan araştırmaya göre, bronz madalya alanlar, gümüş alanlardan daha mutludur. Bronz kazanan, kendisiyle podyuma dahi yaklaşamayan çoğunluk arasındaki büyük aralığın farkındayken, gümüş kazanan altının sadece bir adımcık önünde olduğunu görmektedir.

Friday, June 13, 2014

BİLİŞSEL ÇELİŞKİ KURAMI

ONURCOBAN.COM

Kuram; Bilişsel Çatışma, Bilişsel Tutarlılık ve Çelişki Kuramı, Bilişsel Uyumsuzluk Kuramı gibi isimlerle de anılmaktadır. Orijinal ismi; Cognitive Dissonance olan kuramı ortaya atan kişi; ABD’li sosyal psikolog Leon Festinger dir.

Bilişsel Çelişki Kuramına göre, insanlar davranışlarını ve düşüncelerini önceki değerlerine göre belirler. Bu değerler; inançlar, tutumlar ve gereksinimleri olabilir. Zamanla veya çevresel faktörlerle edindiğimiz tüm bu değerler kişiliğimize yön verir. Ancak asıl sorun bundan sonra başlar. Kişiler zaman içinde bu değerlerine tezat oluşturabilecek bir takım verilerle karşılaşabilirler. Bu veriler, kendi varsayımlarıyla çelişirse, bilişsel çatışma yani bilişsel çelişki oluşur. Örneğin, bir kadın âşık olduğu adamı uzaktan tanımaktadır. Kadına göre adam “mükemmeldir” Gerçektende uzaktan bakıldığında çevresi tarafından ilgiyle bahsedilen, oldukça “iyi” bir kişidir. Ancak sonradan bu adamın, aslında bir kiralık katil olduğunu öğrensin. Bu durum, algısal olarak yıkıcı bir sonuç doğuracaktır. Normal şartlarda “kiralık katil” olduğu bilinen bir kişi “kötü” kabul edilir. Zaten bu duyulduğu an, çevresi de ondan kötü bahsedecektir.
Ancak yukarıda ki örneğimizde; kadın, bir bilişsel çelişkiye düşer. Adama olan aşkı bir şekilde devam etmektedir. Ancak önceki düşünceleri ve şu anki duyguları, gerçekle uyumsuzluk gösterir. Kadın, önce bir çelişkiye düşse de, zamanla bunu atmaya başlar. Hala adamın iyi olduğunu düşünmektedir. Hatta belki eskisine göre daha iyi!!!

Festinger, bu davranışları incelerken kadının neden hala âşık olduğunu değil, neden hala adamı “iyi” olarak gördüğünü sorgular. Kötü bir kişi hala sevilebilir ancak kötü olduğu bilinen bir kişi hala iyi kabul edilebilir mi? 

Bu ve buna benzer davranışlar, gerçeklere olan karşı duruşumuzu tanımlar. Kişiler, kendi inançları için sonradan ortaya çıkan uyumsuzlukları kabul etmeme iradesini gösterebilirler. Eğer bir konuya tamamen inanıyorsak, onun yanlış olmasını istemeyiz. İşte tam bu nokta da gerçeklerle yüzleşmekten ya kaçarız, ya da ona karşı koyarız. Kurama göre, insanlar veya toplumlar inandıkları şeylere karşı gelen konulara saldırma eğilimindedir. Bunu yaparken farklı metotlar dener. Örneğin, karşı görüş hiç var olmamış gibi davranır. Yani onu duymamazlıktan gelir. Böylece uyumsuzlukla yüzleşmez ve bir nebze olsun kendini kandırmaya devam eder. Ancak bunu yaparken o kadar başarılıdır ki, bunun bir kandırma olduğunu fark etmez. Diğer bir yöntem ise, ne olursa olsun değerlerini savunmasıdır. Bunun için saldırgan bir tavır alır, karşıt görüşü sadece çürütmek istemez onu yok etme arzusu da duyar. Çünkü bu kendisine yapılmış bir saldırıdır.

Örneklerle açıklamaya çalışalım. Örneğin sigara içen bir kişi sigaranın sağlığa zararlarını bilir. Hatta bunun öldürücü boyutta olduğunu da kabul eder. Örneğin çatışmasını biraz daha artıralım. Sigara içen kişi bir doktor olsun. Bu durumda doktorun tüm bu zararları bilmemesi imkânsızdır. Peki, neden hala sigara içmektedir? Bu bilişsel çelişki kuramına göre, ihtiyaçların gerçeklere karşı göstermesi olarak açıklanır. Doktor, sigara içerken karşıt görüşü yok saymaktadır. Hatta belki bundan bahsedilmesini bile kendi bilinçaltında yasaklar. Sigara içenlerin çoğu, bu durumda hemen karşı görüş öne sürerler. (modelin karşı saldırısı) Onların verdiği örneklere göre, sigara içip de yıllarca yaşayan insanlar olmuştur. Belki bir yakınları sürekli sigara içmekte ama hasta olmamaktadır. Oldukça tanıdık gelen bu karşıt görüş saldırıları, bilişsel çatışmanın bir ürünüdür. Zamanla bu kişiler, bilimin yanıldığını sigara içmenin bir zararının olmadığını söyleyeceklerdir.

Model bir siyasi partiye de uyarlanabilir. Bir kişinin inandığı siyasi görüşü savunan partinin, yolsuzluk yaptığı ortaya çıksın. Bu kişi büyük olasılıkla, partisini değiştirmeyecektir. Peki, ama neden? Kurama göre, kişi; bu haberi görmezden gelebilir. Yani yapılan hırsızlığı önemsiz bir konuymuş gibi algılar. Oysa rakip partinin böyle bir şey yaptığı ortaya çıkarsa, ona en büyük saldırıyı aynı kişi yapacaktır. Bu kişiye neden böyle yaptığı sorulduğunda, “ama başkaları da çalıyor” diyecektir. Belki “çalsın ama iş yapsın” görüşünü savunacaktır. Hatta bu soruyu soran kişiye, “kötü niyetli olduğunu, amacının kendi partisini yok etmek olduğunu” söyleyerek, onunla tartışacaktır. İyice saldırganlaşacak ve partisi hakkında bir komplo yapıldığını düşünecektir.

Festinger’e göre, bireyler inançlarını korumak için, gelen karşı görüşleri sansür ederler. Sadece inandıkları değerleri seçerler ve onları korurlar. Eğer bu karşıt görüşler arasında seçme zorunluluğu varsa en iyisini değil, kendisiyle en uyumlusunu seçerler. Bu açıdan bireyler faydacı bir anlayış güderler.
.

Saturday, June 7, 2014

AYI OYNAMASI

HAYAT DEYİNCE TV PROGRAMI
08.06.2014
Ayılar oynaması için küçükken sıcak sacın üzerine konur, burnuna halka bağlanır kaçmasın diye ve bu sırada twf çalınır. Bu şekilde şartlanma olan ayı, ne zaman tef çalsa ayağa kalkıp ayaklarını sıcaktan korumak için kaldırıp indirir.