Tuesday, February 10, 2015

ÇABA VE BAŞARI İLİŞKİSİ, TIMSS ANKETİ

ÇİZGİNİN DIŞINDAKİLER_M.GLADWELL
SAYFA 161
Uluslararası bir eğitimci grubu dört yılda bir tüm dünyadan ilkokul ve ortaokul öğrencilerine kapsamlı bir matematik ve fen sınavı uyguluyor: TIMSS sınavı. Öğrenciler bu sınavın başına oturduklarında, bir de anket doldurmak zorundalar; anne babalarının eğitim düzeyi, matematiğe ilişkin görüşleri, arkadaşlarının özellikleri gibi. Yaklaşık 120 soru. Hatta birçok öğrencinin 10 ya da 20 soruyu boş bırakmasına yol açacak kadar uzun ve yorucu; dikkat ve çaba gerektiriyor.

İşin ilginç yanı, anketteki her bir soruyu yanıtlamaya odaklanmakta istekli olan ülkeler, öğrencileri matematik problemlerini çözmekte en usta olan ülkelerle aynı. Sadece hangi ulusal kültürlerin çabaya ve çalışkanlığa en çok önem verdiğine bakarak matematikte de hangi ülkelerin en iyi olabileceğini görebiliriz. Listenin tepesinde, Singapur, Güney Kore, Çin (Tayvan), Hong Kong ve Japonya. Bu beş ülkenin ortak yönü, hiç kuşkusuz, hepsinin de sulu pirinç tarımı ve anlamlı iş geleneğiyle biçimlenmiş kültürler olmaları. Binlerce yıldır, beş parasız köylülerin, çeltik tarlalarında yılda üç bin saat köleler gibi çalıştığı ve birbirlerine “Yılda 360 gün yataktan güneş doğmadan önce kalkabilen hiç kimse ailesini zengin etmekte başarısız olmaz” gibi şeyler söylediği türde yerler bunlar.

Monday, February 9, 2015

ASYALILARIN BAŞARISINDA KÜLTÜRÜN ETKİSİ

ÇİZGİNİN DIŞINDAKİLER_M.GLADWELL
SAYFA 153
Pirinç tarlasında çalışmak aynı büyüklükteki bir mısır ya da buğday tarlasında çalışmaktan 10 ila 20 kat daha fazla emek gerektirir. Kimi tahminlere göre, Asya’da sulu pirinç tarımı yapan bir çiftçinin iş yükü yılda üç bin saattir. Pirinç üretiminde çaba ile ödül arasında belirgin bir ilişki vardır. Pirinç tarlasında ne kadar çok çalışırsanız, o kadar çok ürün alırsınız. İkincisi, karmaşık bir iştir. En önemlisiyse, bu iş otonomi içerir. Avrupalı köylüler zorunlu olarak aristokrat toprak sahiplerinin düşük ücretli köleleri olarak çalıştı, kendi yazgıları üzerinde çok az kontrole sahipti. Oysa Çin ve Japonya hiçbir zaman bu tür baskıcı bir feodal sistem geliştirmedi, çünkü bir pirinç ekonomisinde feodalizm kesinlikle işlemez. Pirinç yetiştirmek, çiftçilerin her sabah tarlalara gitmeye itildiği ve zorlandığı bir sistem için fazla karmaşık ve inceliklidir.

Batı’da hangi üniversite kampüsüne giderseniz gidin, Asyalı öğrenciler, diğer herkes çıktıktan uzun saatler sonra bile kütüphanede kalmakla ünlüdür.

UZMANLIK İÇİN GEREKEN PRATİK

ÇİZGİNİN DIŞINDAKİLER_M.GLADWELL
SAYFA 32
"Herhangi bir şeyde, dünya klasmanında bir uzman olmayı sağlayacak ustalık düzeyine ulaşmak için 10 bin saat pratik gerektiğine işaret ediyor” diyor nörolog Daniel Levitin. “Besteciler, basketbol oyuncuları, kurmaca yazarları, buz patencileri, konser piyanistleri, satranç oyuncuları ve diğerleri üzerine ardı ardına yapılan çalışmalarda bu sayı tekrar tekrar ortaya çıkıyor. Gerçek anlamda dünya klasmanında uzmanlığın daha kısa zamanda yakalandığı bir vaka ile karşılaşmadı. Görünen o ki gerçek uzmanlığa ulaşmak için beynin bilmesi gerekenlerle kaynaşması bu kadar zaman alıyor.”

Saturday, February 7, 2015

ASİMETRİK YAŞ

ÇİZGİNİN DIŞINDAKİLER_M.GLADWELL
SAYFA 21
Çocuğu yılın sonunda doğmuş olan anne babalar çoğunlukla onu anaokuluna geç göndermeyi düşünüyor: Beş yaşında bir çocuğun kendisinden aylar önce doğmuş bir çocukla uyum içinde olması kolay değil. Ancak, anne babaların büyük bölümü küçük bir çocuğun anaokulunda yaşadığı dezavantajların zaman içinde uçup gideceğini düşünüyor olabilir. Ancak öyle olmuyor. Durum tıpkı hokeyde olduğu gibi. Yılın başlarında doğmuş bir çocuğun sonlarında doğmuş bir çocuğun karşısında başlangıçta sahip olduğu küçük avantaj devam ediyor.

İki ekonomist –Kelly Bedard ve Elizabeth Dhuey– Uluslararası Matematik ve Bilim Çalışmaları Trendleri (Trends in International Mathematics and Science Study–TIMSS, dünyada birçok ülkede çocuklara dört yılda bir uygulanan matematik ve fen testleri) olarak adlandırılan testlerin sonuçlarıyla çocukların doğdukları aylar arasındaki ilişkiyi incelediler. Dördüncü sınıf öğrencileri arasında, yaşça en büyük çocukların aldığı sonuçların en küçüklere göre 100 üzerinden 4 ila 12 puan daha iyi olduğunu gördüler. Dhuey’in açıkladığı gibi, bu “çok büyük bir etki.” Bu durum şu anlama geliyor; zihinsel açıdan eşdeğer, ancak doğum günleri sınır olarak kabul edilen tarihin iki ayrı ucunda kalan iki dördüncü sınıf öğrencisi söz konusu olduğunda, yaşça büyük olan öğrenci 100 üzerinden 80 alırken küçük olan 68 alabilecektir. Bu üstün zekalılar için hazırlanan programa hak kazanmakla kazanmamak arasındaki farktır.

“Tıpkı sporda olduğu gibi” diyor Dhuey. “Yetenek sınıflandırmasını küçük yaşta yapıyoruz. İleri okuma gruplarımız ve ileri matematik gruplarımız var. Çocukları erken yaşta, anaokulunda ve birinci sınıfta değerlendirdiğimizde, öğretmenler yetenekle yaşı karıştırıyor. Ve yaşça daha büyük olan çocukları, daha iyi eğitim aldıkları ileri seviyeye yerleştiriyorlar; ertesi yıl yine aynı şey oluyor ve bu kez daha da başarılı oluyorlar. Bunun yaşanmadığını gördüğümüz tek ülke Danimarka. 10 yaşına kadar hiçbir yetenek sınıflandırmasına gitmedikleri bir ulusal politikaları var.”

Dhuey ve Bedard aynı analizi tekrar yaptılar; ancak bu kez sadece üniversiteye baktılar. ABD’de üniversitelerde sınıflarında yaşça en küçük gruba dahil olan öğrenciler ortalamanın yaklaşık yüzde 11,6 altında kalıyor. Başlangıçtaki o fark zamanla yok olmuyor. Varlığını koruyor.

ASİMETRİK YAŞ DAĞILIMI ETKİSİ

ÇİZGİNİN DIŞINDAKİLER_M.GLADWELL
SAYFA 21
Kanada hokey takımlarına bakıldığında şaşırtıcı şekilde yılın ilk aylarında doğanların çok daha başarılı olduğu gözlendi. Bunun açıklaması Kanada’da hokey yaş sınıfları için seçilebilirlik sınırı 1 Ocak. Ergenlik öncesi dönemde, 12 aylık bir boşluk, fiziksel gelişim açısından çok büyük bir farkı temsil ediyor. Bu şekilde karma takıma seçilen çocuklar, daha iyi antrenörlük desteği alır, takım arkadaşları daha iyidir, ve normalde yapabileceğinin iki katı, hatta üç katı pratik yapar. Başlangıçta avantajı, bu sporda doğuştan daha iyi olması değildir, sadece yaşça biraz daha büyük olmasıdır. Ancak 13, 14 yaşına geldiğinde daha iyi antrenörlük desteğinin ve bütün bu ekstra pratiğin avantajıyla, gerçekten daha iyi durumda olduğu için Major Junior A ligine, oradan da büyük liglere ulaşma şansı çok daha yüksektir.

Bu tür asimetrik yaş dağılımlarının üç şeyin olması durumunda ortaya çıktığını ileri sürüyor: Seçme, yönlendirme ve farklılaştırma deneyimi. Kimin iyi olup kimin iyi olmadığına erken bir yaşta karar verirseniz, “yetenekli” olanı “yeteneksiz” olandan ayırırsanız ve “yetenekli” olana üstün bir deneyim sağlarsanız, seçilebilirlik sınırına en yakın tarihte doğmuş olan küçük bir gruba çok büyük bir avantaj sağlamış olursunuz.