Monday, January 5, 2009

PSİKOLOJİ TARİHİ

KİŞİLİK KURAMLARI_G.YANBASTI
SAYFA 2
Antik Yunan’da doğa felsefecileri, tüm evrenin canlı olduğuna inanırlardı.(animizm) Yani herşeyin ruhu vardı, herşey psikolojinin konusuydu. Obje-suje aynıydı, evrenin birliği anlaşılmaya çalışılıyordu. Oysa, bilimin varolabilmesi, bilen suje ile bilinen obje ilişkisini gerektirir.

Bu çağ insanı, insanlardan başka şeyleri de kendileriyle aynı kabul ettiklerinden, Tanrı’ya kurban ettiklerinden özür dilerlerdi. Bu tavır, Piaget’in 5-6 yaş çocuklarında yürürken, ayın da kendileriyle gittiği animizmine benzer.

İnsan, zaten içinde bulunduğu dünyayla daha iyi uyuşabilmek için önce kendini dünyadan ayırdı. Yani obje-suje ayrımı bilmin doğuşunu sağladı. Bilgi tarihinde Sokrates, bilen benin ortaya çıkması ve bilme imkan vermesi bakımından dönüm noktası sayılır. Nitekim, Aristotales, bilimleri ayrı ayrı görür. Artık özne, kapalı bir sistem olarak kalır. Maddi dünyadan alınan veriler, zihnin boyutlarını açıklamakta yetersizdir.

İlkçağlarda ruh, gizli, dinamik güçlerdi. Bedenden ayrılabilen, davranışları dışardan yönetebilen, iyi-kötü nitelikleri olan şeylerdi. Akıl hastaları da, bedenlerine kötü ruh taşıdıkları için zulüm görmüşlerdir.

Aristotales’in psikolojisi ; tabula rasa, madde=ruh, herşeyin amacı üstün formu gerçekleştirmektir.

Ortaçağda, form=tanrı ama madde bunlara eşit değil. Augustinous’la Platon’a dönüldü ve gerçeklik dünyadan tanrıya taşındı. Dolayısıyla Tanrının kuralları dışında birşey sorgulanamazdı. (Patristik)

Aquinolu Thomas, tanrının eserinin de mükemmel olacağı ve müdahaleye gerek olmayacağı görüşüyle (Sekülarizasyon), tanrı müdahalesinden uzak, kendi otonomisine sahip dünyayı tanımaya çalışmayı, yani tekrar bilme gereği doğurmuştur. (Skolastik)

Tek uygarlık yaratan aklın Hristiyanlarınki olduğu görüşü, coğrafi keşiflerle yıkıldı ve tekrar animizme dönüldü. (Rönesans)

17.yy’da tekrar, obje-suje farklılaşması yaratıldı Descartes’la. Çünkü artık doğanın yenilikleri tükenmişti ve insanoğlu onu bilmek ve ona sahip olmak istiyordu. Descartes’a göre akıl, rasyonel olan dünyayı kavrar, sadece ruh bilinemez.

17.yy’ın makine insanı, 18.yy’da Galile’yle tüm evrenin mekanik olduğunu düşündü.”

No comments:

Post a Comment